22
Facebook Kullanımı
Yazan ibhado || Kategori: Makaleler || Yorum yok >
2006′da kurulan sosyalleşme ağı Facebook, bugünlerde Türkiye’de de oldukça popüler. Evde, işyerinde, okulda çok sayıda insan önemli bir zamanını Facebook’ta profil güncelleyerek, sağa sola pençe atarak geçiriyor. Ancak bazı noktalara dikkat edilmezse Facebook ileride canınızı sıkabilir.
Şunu unutmayın, patron için Facebook’tan daha mükemmel bir radar olamaz. Dünyada Facebook’taki eylemleri yüzünden işinden olan insanlar var; birçok işyeri, okul ve kuruluşsa öğrencilerinin, çalışanlarının veya üyelerinin Facebook’a girmesini yasakladı.
Facebook üyesi binlerce kişi de ‘privacy-gizlilik’ seçeneğini topyekün göz ardı ettikleri için sıkıntılı anlar yaşadı, başlarını belaya bile soktu… İş aramak gibi profesyonel amaçlarla da kullanılan Facebook, saf anlamda sosyalleşmeyi sağlayan son yılların en önemli internet araçlarından biri. Ancak Facebook kullanmaya yeni başlayanların, yabancıların kendilerine ait bilgileri ne ölçüde görebileceklerini tayin eden gizlilik ayarlarına önemsemeden bodoslama dalması rahatsız edici sonuçlara neden oluyor.
İlişki düzeyini belirleyin:
Bir kişiyi tanıyıp tanımadığınızı tayin eden 3 pozisyon var. Facebook’a girdiğinizde size göre herkes yabancıdır; ‘network’ yani ağ, bir bölge, yer, okul veya şirket sakinlerinin oluşturduğu gruptur. Arkadaşlarınızsa karşılıklı olarak birbirinizi tanıdığınızı onayladığınız kişilerdir. Facebook’ta profilinize arkadaşlarınız gibi erişebilecek ‘o benim ‘arkadaşımsım’ ama arkadaşım değil’ seçeneği yok.
Gizlilik ayarlarını değiştirin:
‘Privacy’ birçoğunun Facebook kariyerine başladığında umursamadığı bir seçenektir. Ancak başlangıç ayarlarına göre ağınızda (network) olan herkes, size ait olan her şeyi görebilir. Türkiye’den yola çıkalım; Türk kullanıcıların büyük çoğunluğunun ‘kafadan’ Türkiye ağına üye olduğunu düşünürsek, bu ağdaki herkes, size ait olanları arkadaşlarınız kadar görebilir. Bir ağın mensubu değilseniz, bilgilerinizi sadece arkadaşlarınız görebilir. Ama ben mesela Türkiye ağına üyeyim, o halde yapmam gereken Privacy başlığı altındaki Profile’e girip, çıkan ekranda ‘profile: only my friends-yalnızca arkadaşlarım’ şıkkını seçmektir. Bu ekrandan e-posta adresinizi yalnızca arkadaşlarınızın görebileceği şekilde düzenlemeniz hatta ‘Profile’ başlığı altındaki birçok maddeyi arkadaşlarınıza özel olacak şekilde ayarlamanız menfaatiniz icabınadır.
Facebook’da geçirdiğiniz zamanı kimse bilmesin:
‘Privacy’ başlığı altındaki ‘Newsfeed and mini feed’e mutlaka uğrayın çünkü, bu seçeneğin başlangıç ayarları, sizin Facebook’ta yaptığınız her eylemi yayımlıyor. Bu kadar küresel olmaya, Facebook başında sabahladığınızı başkalarının bilmesine gerek yok. Bu sosyalleşme ortamının, yaptığınız her şeyi herkesin görebileceği seyir defteri diye tanımlanabilecek ‘mini feed’ adında bir özelliği var. Yani sizin mesai saatinizde Facebook’ta ne zaman, ne kadar zaman geçirdiğiniz tespit edilebilir. Şimdilik bizim buralarda tutatanak tutacak siber işyeri polisleri yok gibi, ancak yine de temkinli olmakta fayda var. Bu yüzden en azından işteyken önce ‘privacy’, ardından ‘news feed and mini feed’e girerek ’show times in my mini feed’ seçeneğini iptal edip yaptığınız eylemlerin zamanının görünmesini engelleyin.
Arkadaşlarınız için gizlilik:
Başlangıç ayarlarında herkes arkadaşlarınızın listesini görebilir. Bu durum ‘Poke, Message and Friend Request’ ayarları kısmında ‘Friends-arkadaşlar’ seçeneğinden vazgeçerek ortadan kaldırılabilir.
Bir profesyonel, bir de kişisel profiliniz olsun:
Facebook arkadaşlarınızla şakalaşıp eğlenebileceğiniz bir ortam olduğu kadar, profesyonel/mesleki amaçlara da hizmet edebilir. Her ne kadar Facebook kurallarına aykırı olsa da iki profiliniz olsun, profesyonel profilde tam ad, mesleki durum, eğitim ve yalnızca sektörel bağlantılar olsun. Bu profil altında iş ve okul ağlarınıza takılın. Sulu değil profesyonel bir fotonuzu ekleyin ya da hiç eklemeyin. Kişisel ve özel profilinizdeyse isim, takma isim kullanabilrisiniz; soyadınaysa gerek yok ya da tek bir harfle ifade edin. Bu profille okul ve işyeri, meslek ağlarına bağlanmayın. Mesleki deneyiminizi paylaşmayın. İş e-posta adresinizi kullanmayın. Ve istediğiniz her şeyi yapın. Ancak iş ve özel arkadaşlarınızı birbirine karıştırmayın.
Herkesle arkadaş olmayın:
Şu kısacık Facebook kariyerimde en çok dikkatimi çeken şey, birçok insanın bir zombi açlığıyla arkadaş listelerini şişirme çabası oldu. Arkadaşlığa onay verdiğiniz kişilerin sizin arkadaşlarınızın bilgilerine erişebileceğini unutmayın.
Kimlik hırsızlığı:
Hakkınızdaki bilgileri kamulaştırmanın, kaba kimlik bilgilerinizin başkaları tarafından kullanılabilmesi riskini doğruyor ki bu bir başkasının ’sizin adınıza’ başka bir sosyalleşme ortamında faaliyet göstermesi riskini doğuruyor.
Facebook gizlilik politikası:
Facebook ile yaptığınız anlaşma gereği, bu oluşum size ait bilgileri diğer şirketlerle paylaşabilir ya da satabilir, bunu unutmayın.
Paranoyakların dikkat etmesi gereken 5 nokta
• Facebook’ta size yönelik 5 erişim seviyesi bulunuyor; arkadaş, sınırlı, ağ, yabancı veya bloke…
• Gizlilik ayarları oldukça karmaşık; arkadaşlarınız dışında rahatsız edilmek istemiyorsanız hiçbir ağa üye olmayın.
• Duvarlara yazmak yerine özel mesaj gönderin. En kibar ifadesiyle duvar yazıları ileride size karşı delil olarak kullanılabilir.
• Geçirdiğiniz zamanı ve hatta olduğunuzu kimse bilmesin…
• Görülebilir seyir defterinize (mini feed) ince ayar çekin.
22
Facebook Tarihi
Yazan ibhado || Kategori: Makaleler || Yorum yok >
Facebook insanların arkadaşlarıyla iletişim kurması ve bilgi alış verişini sağlayan bir sosyal ağ web sitesidir. 4 Şubat 2004 tarihinde Harvard Üniversitesi 2006 sınıfı öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından kurulan facebook, öncelikle Harvard öğrencileri için kurulmuştu. Daha sonra Boston civarındaki okulları da içine kapsayan facebook, iki ay içerisindeki Ivy Ligi okullarının tamamını kapsadı. İlk sene içerisinde de; Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tüm okullar facebook’da mevcuttu. Üyeler önceleri sadece mevzu bahis okulun e-mail adresiyle (.edu, .ac.uk vs.) üye olabiliyordu. Daha sonrasında da ağ içine liseler ve bazı büyük şirketlerde katıldı. 11 Eylül 2006 tarihinde ise facebook tüm e-mail adreslerine, bazı yaş sınırlandırmalarıyla açıldı. Kullanıcılar diledikleri ağlara; liseleri, çalışma yerleri ya da yaşadığı yerler itibariyle katılım gösterebilmektedirler.
2007 Temmuz ayı itibariyle de; 34 milyon kullanıcısıyla Dünya’nın en büyük Üniversite tabanlı kullanıcılarına sahip oldu.
Alexa istatistiklerine göre facebook 20 Ekim 2007 itibariyle; Dünya’nın en fazla ziyaret edilen 7′inci sitesidir. Bunun yanı sıra; Kanada, Güney Afrika ve Norveç’in en fazla ziyaret edilen sitesi; İngiltere ve İsveç’in 2. en fazla ziyaret edilen sitesi, Mısır ve Panama’nın 3., Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya ve Türkiye’nin de 5. en fazla ziyaret edilen sitesidir.
Facebook ismini “paper facebooks”‘dan alır. Bu form A.B.D. üniversitelerinde okulların öğrencilerine, öğretmenlere ve çalışanlara doldurduğu onları tanıtan bir formdur.
22
23andMe - Biyoteknolojide son nokta ve Google?!?
Yazan ibhado || Kategori: Makaleler || Yorum yok >
23andMe kişisel gen haritası servisi.. Belki duydunuz belki duymadınız. Toplam bütçesinin 9 Milyon Dolar olduğu, 2 kurucusundan birinin Google’ın yaratıcılarından Sergey Brin’in eşi Anne Wojcicki olduğu, Google’ın borç?!? adı altında Mayıs 2007 ‘de 3.9 Milyon dolarlık azınlık hisselerini alıp yatırım yaptığı genetik-biyoloji şirketi..
Şubat 2005′te 23andMe şirketinin kurucularından Anne Wojcicki “Milyonerlerin Akşam Yemeği” (California’da düzenlenen geleneksel bir toplantı) masasında masa arkadaşlarına idrarları hakkında bir soru yöneltti. “Kuşkonmaz yedikten sonra idrarınızda kuşkonmazın kokusunu alabiliyor musunuz?” Bu soru sorulduğunda masadakiler gen bilimci Craig Venter, Ryan Phelan, DNA Direct (San Fransisco’dan genetik araştırma şirketi) şirketinin CEO’su ve Wojcicki’nin o zaman ki erkek arkadaşı bukünkü kocası Büyük G’nin sahibi Sergey Brin. Soruyu Anne yanıtladı, “aldığınız koku genelde bağırsağın sebzeleri sindirmesiyle ortaya çöıkan sülfür bileşiği methyl mersaptan oluyor.” Fakat orada bulunanların hatunun ne dediği ne anlatmaya çalıştığı hakkında bir fikri yoktu. Öyle görünüyordu ki zeki hatunun söylemeye çalıştığı bu görülmez kişiye özgü kokunun genetik çeşitliliğin sonucu olmasıydı…
Bugün 20 Kasım 2007 ve 2 gün önce Pazartesi günü 23andMe (isim 23 çift kromozoma sahip olmamızdan geliyor) şirketi hizmet vermeye başladı. Peki ne mi bu şirketin hizmeti? Şirket size 999 Dolar karşılığında bir kit gönderiyor. Bu kitle beraber kendinizden aldığınız tükürük numunesini inceleyip verileri şirkete gönderiyorsunuz. Sahip olduğunuz genlerinizdeki protein dizilimlerinden; kalıtımsal rahatsızlıklarınızın olup olmadığını, kalıtımsal özelliklerinizi hatta ilerideki tüm gelişmeler ışığında gen haritaları tamamen aydınlığa kavuştuğunda yakalanacağınız hastalıkları bile araştırabiliyorsunuz. Bugün bu şirket üzerinden yapabildikleriniz sınırlı. Sonuçta gen haritasını tam anlamıyla anlamak henüz mümkün değil. Ancak şirketin ne kadar da geleceğe dönük bir yatırım yaptığı yadsınamaz bir gerçek. Aynı bilim-kurgu filmlerindeki gibi. Hatta Gattaca filmini izleyenler hatırlayacaktır, gen bilginize göre hayattaki konumunuz belirleniyordu. Yani genlerinizde eğer bir koşucu özelliğiniz kayıtlıysa siz daha doğar doğmaz koşucu olarak yetiştiriliyordunuz. Şimdi bu şirketin de gelecekte sahip olacağı güç bu yönde olacak. Düşünsenize evinizde bu kit var, yeni doğmuş bir yavrunuz var, çocuğunuzun gen bilgilerini inceleyip sağlığını garanti altına aldıktan sonra çocuğunuzun ne olarak yetiştirileceğine karar verebileceksiniz. Bu inanılmaz derecede korkutuyor beni. Peki asıl korkutan şey ne? Yukarıda da bahsettiğim gibi şirketin azınlık hissesi 3.9 Milyon Dolar karşılığında Google tarafından satın alındı. Bu demek oluyor ki veri tabanı, bilgiler arasında tarama, bilgilerin depolanması gibi tekno-bilişik işleri Google sağlayacak.
Şirketin gizlilik ilkelerine baktığınızda birkaç madde göze çarpıyor. Bunlardan ilki gen bilgilerinizin araştırmalarda sizin tercihinize bırakılarak kullanılıp kullanılmayacağı. Yani size sorulan sorularda eğer araştırmalar için gen bilgilerinizi kullanmalarına izin verirsenin onlar da seve seve bu araştırmalara sizi dahil edecekler. Yine aynı gizlilik sözleşmesindeki maddelerden birinde araştırma sonucu elde edilen bilgileriniz size sorulmadan, sizin adınız bilinmeden 3. parti araştırma şirketlerine araştırma amaçlı verilebilecek. Kısacası şu adresten TAM GİZLİLİK METNİ’ni okuyunca tüm hikayenin ne kadar da bilim-kurgusal olduğunu göreceksiniz. Kişisel anlamda kullanıldığında inanılmaz bir çığır açıyor bu teknoloji. Az önce bahsettim tekrar vurguluyorum “Hangi etkinliklere yatkın olup hangi eğitimi alacağınızdan, göğüs kanseri veya alzheimer hastalığına yakalanma riskinizden, ideal kilonuzdan, atalarınızın kimler olduğuna kadar” bir çok genetik bilgiyi edinebileceksiniz. Korkutucu olduğu kadar ilginç ve yararlı..
50 yıl sonrasını düşünüyorum ve İnternet jargonuna hatta yaşayan dillere giren “googling, googlelamak” fiilinin “İnternet’te DNA’mı googlelıyorum” olarak ta kullanılacağını düşünmemek elde değil. Konuyla ilgili haber yapabilmek için New York Times yazarlarından Amy Harmon sisteme kayıt olmuş ve süreci bu sayfada anlatmış. Bu haber tüylerinizi ürperttiyse, pis bir gülümseme uyandırdıysa yüzünüzde veya benim gibi hoşunuza gidip daha yok mu dediyseniz “Gattaca” filmini izlemenizi şiddetle tavsiye ederim…
21
Kan Yapımı
Yazan ibhado || Kategori: Makaleler || Yorum yok >
Yaşam süreleri hayli kısa olan kan hücrelerinin hematopoetik organlardan sürekli üretilmeleri gerekir. Embriyogenezin erken dönemlerinde vitellüs kesesinin mezoderminden üretilen kan hücreleri, daha sonraki dönemde karaciğer ve dalaktan, fetal dönemin sonunda ise kemik iliğinden üretilir.
Kök hücreler bir daha geri dönüşümü olmayacak şekilde farklılaşabilme yeteneğine sahip hücrelerdir. Tüm kan hücreleri kemik iliğindeki tek bir hücreden gelişmiştir. Bunlara pluripotent kök hücreler denir. Bunlar lenfoid ve myeloid hücreleri oluştururlar. Myeloid hücreler kemik iliğinde gelişerek eritrosit, granülosit, monosit ve megakaryosit oluştururken; lenfoid hücreler dalak ve timusa göç ederek lenfositleri oluşturur.
Progenitör hücreler bölünerek hem yeni progenitör hücreleri, hem de öncül hücreleri oluştururlar. Öncül hücreler sadece tek tip hücreye farklılaşabilirler.
Hematopoezin olabilmesi için, uygun mikroçevre ve büyüme faktörleri gerekir. Eğer farklılaşmamış hücrelerin çoğalması uyarılır ya da baskılanırsa hematopoetik hücreler aşırı artar ya da azalır. Bu da hematopoetik hastalıklara yol açar.
Hematopoezin olduğu yer kemik iliğidir. Kırmızı kemik iliği, kan hücreleri ve bunları yapan hücreleri renginden dolayı bu adı almıştır. Sarı kemik iliği ise yağ hücreleri yönünden zengindir. Yeni doğanda tüm kemik iliği kırmızı iliktir, yaşlandıkça sarı ilik artar. Hipokside ve kanamada sarı ilik tekrar kırmızı iliğe dönüşebilir. Kırmızı iliğin görevi; kan hücrelerini üretmenin yanında, eritrositlerin makrofajlarca yıkılmasıyla hemoglobinden ayrılan demirin depolanmasıdır.
Bazı Kan Hücrelerinin Farklılaşması
Eritrosit Olgunlaşması (Eritropoez)
Proeritroblast > Bazofilik eritroblast > Polikromatofilik eritroblast > Normoblast(Nukleus hücreden atılır) > Retikülosit > Eritrosit
Granülosit Olgunlaşması (Granulopoez)
Myeloblast > Promyelosit > Myelosit > Metamyelosit > Granulosit
Trombositler
Megakaryoblast > Megakaryosit > Trombosit
(Megakaryosit>Trombosit geçişinde, megakaryositteki membranla bölünmüş parçalar ayrılarak trombositleri oluşturur.)






